KONYA TARİHİ
Konya Adı :Konya, adını binlerce yıl sürdüren
nadir şehirlerden birisidir. Geç-Bizans dönemindeki Türkler
“İconium’u” Türkçeleştirdiklerinde Konya Phrig dilinde
Kawania veya Grekçe Eikon’dan çıkmış kabul edilir.
İlk Hıristiyan havarileri olan Aziz Paul ve Aziz Barbara,
dini seyahatleri sırasında M.S. 47,50 ve 53 yıllarında
Konya’da bulunmuşlardır. Konya bu dönemde Hıristiyanlıktaki
ilk kilise resimleri olan “İcon”dan gelen İconium’un ismini
taşımaktadır.
Konya adı Rumca İlkonian kökenli tasvir veya kutsal tasvir
anlamına gelir. Romalılar döneminde İlcononn veya Eykono
denilmiş, İcon’um İmparator Claudius zamanında ise “Claudiconium”
olmuştur. Avrupalılar bir ara Conia, Cogna, Cogne demişlerdir.
İslâm eserlerinde “Kuniye” olarak yer alan Konya adının
anlamı, İslâm dininin tesiri ile bir efsaneye göre şöyle
izah edilir : Doğudan gelen iki veli Anadolu içlerinden
uçar gibi geçerler. Yemyeşil ovaları, şırıl şırıl pınarları
olan bir yere gelince istirahat etmek için biri diğerine
“Konalım mı? (Konaklayalım mı?) diye sorar. Öbür veli
“Ne duruyorsun Kon, ya!” diyerek burada konaklarlar ve
sonrakilere örnek olurlar. Burada kurulan şehir “Konya”
adıyla bilinir.
Konya Tarihi : Anadolu’da ilk yerleşik
hayat Neolitik devirle başlar. Neolitik devirde Konya
Çumra-Çatalhöyük’te M.Ö. 7000 yıllarında yerleşim tespit
edilmiştir. Bölgedeki en erken dönem merkezlerinden de
en ünlüsü Çatalhöyük’tür. Bu yerleşim yeri 1958 yılında
J. Mellaart tarafından bulunmuştur.
Eski Yakındoğu ve Ege'nin en gelişmiş Neolitik Çağ yerleşim
merkezi ise Konya'nın 52 km. güneydoğusundaki Çatalhöyük'tür.
Burada yapılan arkeolojik kazılarda M.Ö. 6800-5700 yıllarına
ilişkin evler, eşyalar, heykeller ve duvar resimleri bulunmuştur.
Konya Anadolu’nun ilk yerleşim yeri olma özelliğine sahiptir.
Ayrıca, Erbaa, Karahöyük gibi yerleşim yerleri ilin Kalkolitik
dönemlerinden kalma yerleşim yerleridir. Alâaddin Tepesinin,
Eski Tunç Çağı (M.Ö. 3000-2000) ve Hitit devirlerinde
tarih sahnelerinde yer aldığı bilinmektedir. Hitit İmparatorluğu
devrinde ilin önemli merkezlerden olduğunu, Beyşehir yakınlarındaki
Eflatun Pınarı ve Fasıllar abideleri kanıtlarken , Ereğli
İvriz kaya kabartması M.Ö. 1200’ de Geç Hitit devri hakkında
bilgi edinilmesini sağlar. Hititleri yıkarak tarih sahnesinde
yeni bir medeniyete çığır açan, Ege veya Dor göçleri adıyla
Anadolu’yu istila eden Frigler Konya’da uzun yıllar hakimiyet
kurmuşlardır.
Büyük İskender bütün Anadolu ile birlikte Konya’yı da
almış, Doğu Avrupa ile Batı Asya ve Kuzeydoğu Afrika’yı
birleştirdikten sonra Konya gelişmeye başlamıştır. Roma
çağında Efosos limanından başlayan yol Konya’ya da uğrayarak
doğuya devam ediyor ve bu çağdaki gelişmeler Konya’yı
önemli bir şehir yapıyordu.
Bundan sonra Konya’nın sık sık el değiştirdiği görülür.
Şehir önce Bergama Krallığı ve daha sonra Roma İmparatorluğuna
geçmiştir. Konya 395’te Bizans toprakları içine girmiştir.
Bu sebeple Konya, ilk Hıristiyan devrinde de önemli bir
yer tutar. Emeviler ve Abbasiler devrinde Konya bir savaş
alanı olmuştur. Konya, Halife VI.Abdülmecit ve I.Velit
zamanında kısa bir süre Emevilerin elinde kalmıştır.
1077 yılında Kutalmış oğlu Süleyman Şah Konya’yı fethettikten
sonra I. Kılınç Aslan zamanında Konya, Selçuklu Devletinin
merkezi, aynı zamanda Anadolu’nun en mamur şehirlerinden
biri olmuştur.
Selçuklu Sultanlarından I.Alâaddin Keykubat zamanında
zaferler açısından da Konya benzeri görülmemiş parlak
bir döneme sahip olmuştur.
Bir süre Karamanoğlulları’nın egemenliği altına geçen
Konya, Karamanoğlu-Osmanlı çekişmeleri ile yüzyıllar boyu
sürecek karanlık günlerin devam etmesine neden olmuştur.
1277’da Karamanoğlu I. Mehmet Bey, Konya’ya hakim olmuştur.
Karamanoğulları Moğollarla da Konya için bir çok savaşlar
yapmışlardır.
1369’da Yıldırım Beyazıt, 1414’de Çelebi Mehmet Konya’yı
almasına rağmen Karamanoğulları şehri yeniden sahiplenmişlerdir.
1435’te II. Murat Han Konya’yı zapt etmiştir. 1417’de
Fatih Sultan Mehmet Han Konya’yı Osmanlı eyaleti yapmış,1463’de
Gedik Ahmet Paşanın Mut ve Ermenek’i Osmanlı sınırlarına
katması ile Konya’da Osmanlı yönetimi başlamıştır.
1867’de Konya vilâyeti kurulmuştur. O dönemde vilâyetin
sınırları içinde Niğde, Isparta, İçel ve Teke sancakları
da yer almıştır. Konya’da 1867’de büyük bir yangın, 1873’de
büyük bir kıtlık olmuştur. 30 Ekim 1918 Mondros Mütarekesinden
sonra İtalyan işgaline uğrayan Konya 1920’de işgalden
kurtulmuştur. Milli mücadele döneminde “Batı Cephesi Karargâhı”
Akşehir’de kurulmuştur.